YuNuS's profileWelcome To My Little & F...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Birgün sende anlarsın...

    Zorlanmadan girdiğin bi kalbe acı çektirerek çıktığın zaman, Alınan Nefese son verir gibi umursamadığın an, Ve gün gelir sevdiğin zaman, sende anlarsın..!
    Bir müziğin bile ne manâlara geldiğini, Bir resmin ne kadar duygu barındırdığını, Bir gözün nekadar yaşarabileceğini, Azda olsa sevince, belki anlarsın...!
    Bir bedene iki kalp sığdırmayı, İki kalbi tek bir satıra yazmayı, Seven kalbi bide sevdirmeyi, Kalbine kriz aşkla indiği an, nihayetinde anlarsın...!
    Kalabalıkta bile yalnız yürümeyi, Işık altında kararmayı
    Ve bir resme acı içince bakmayı, Umudum yok ama, umarım anlarsın...!

    Karı Kısmı !

             Hepiniz Aynı Değil Misiniz? Kadın Kısmı,Şeytana Pabucunu Ters Giydirenler...Kaç Tane Saf Ve Temiziniz Var Aranızda? Kaçınız Namusunuzla Yaşıyor,Vicdanınızı Dinliyorsunuz,Ucuzluğunuzun Önde Geldiği Şu Günlerde...
             Her Şeyin Değeri Sadece Sizin Olana Kadar Dimi ! ..Bir Şeyi İstersiniz Ve Onu Elinize Almak İçin Her Türlü Pisliği Yaparsınız.Yalan Söylersiniz,İki Yüzlü Davranırsınız,Sadece İyi Yönlerinizi Gösterir,Asla Gerçekci Olmassınız..Sonra İstediğinizi Alınca Yavaş Yavaş Terkedersiniz...Kıymet Bilmessiniz,Onur Nedir Ki Sizin İçin,Gurur,Sadakat,Sevgi,Saygı Nedir ki ? Bilemessiniz..Çünkü Varoluşunuzda Var Adilik,Aşağılıklık,Riyakârlık...
             Sevgiyi Satmak,Sevgiliyi Satmak Ucuzdur Sizin İçin...Çünkü Ruhunuz ''O Basite Aldığınız Sevgiden'' Çok Çok Çok Daha UCUZ ! Tıpkı ''Necasetten'' Bedeniniz Gibi...
     
             Tanrı Kızlara Güvenseydi ''ZAR'' Koymazdı..Her Ay Bir Hafta Kan Kaybedip Genede Yaşayan Bir Varlığa Nasıl Güvenilebilir Ki Zaten ? !                                                                            5495078_1404794d1194597585_m

    Kendime Sarılır DonarıM !

    ws_donuk_rüya_1024x768

    Mutlu Muyum Ki, Onu Düşünüyorum Bu Gece Karanlığında… Diyorum Tamamen Mutluluk Hangi İnsana Nasip Olmuş, Öyleyim Diyende Yalan Söyler Dışa Karşı Palyaçoculuk Oynarlar… Kimsesiz, Çaresiz Ve Mutsuz… Hayat Yalnız Yaşanmaz, Yaslanacak Bir Ömür Tutacak Bir Dal Arar İnsan… Tuttuğunda Bırakmaz… Aslında İnsan Kendi Mutsuzluğunu Kendi Oluşturur… Elindeki İle Yetinmeyen Kişi Elindekinin Değerini Bilmeyen Kişi, Şükretmeyi Bilmeyen Kişi Acınacak Hale Gelir Sonunda, Mutsuzluk Bile Zümrüt-ü Anka Değerinde Kalır Aranır Olur… İnsan Ne Yaparsa Kendi Eliyle, Diliyle, Beyniyle Yapar... Kader Vardır... Ama Onu Sende Yönlendirirsin... Bir Şey Olunca Alın Yazısı Diyemezsin... O Yazıyı Sen Şekillendirirsin... Bazen Perilere İnanırım, Gökyüzüne Bakarım Çıkmaları Ümidiyle Ve Derim İçimden Haykırarak “Bu Taraflara Da Gelseniz De Biraz Mutluluk Dağıtsanız” Bizlere, Onlara, Şunlara Ve Bana… Rüyaya Dalmakta Olduğumu Gerçekliğimle Yüzleşince Anlarım Ve İrkilirim… Gerçeklerim... Hislerim, Düşüncelerim İçimde Ki Pesimist Canavar... Mutsuzluğumun İçinde Mutlu Ediyorlar Beni... Evet, Çok Tezat Farkındayım Ama Mutsuzluk, Karamsarlık Bana Mutluluk Veriyor… Tuhafım Demiş Miydim Ben!!!

    Sevgi, Ne Güzel Bir Sözcük… Deriz:” Yaratılanı Severiz Yaradan’dan Ötürü”… Sevgi’yi Yaratan Zaten O’dur… “Kim Severse Allah'a Yaklaşır; Allah Da Ona Yaklaşır Çünkü O Sevgiyi Yaratandır” Demiş Tolstoy Ve Sözüme, Bana Ve Tüm Sevenlere Tercüman Olmuş… Sıkıntılı Nokta Burası Değil Zaten… Artık Kimse Yaratılandan Ötürü Sevmiyor Birbirini… Şekillere Takılıyor, Maddiye Takılıyor Maneviyi Unutuyor… “Seni Sen Diye Sevdim” Diyebilecek Kaç Kişi Kaldı Acaba… Bende Vardım Bunların Arasında Ama En Son Ruh Göçünde Terk Etti Buraları Ve Beni… Kelimelerim Tükendiği Gibi İçimde Ki Sevgide Tükendi Ne Yazık Ki… Nefret Ede Ede Kendimden, Bir Hal Çaresi De Kalmadı Artık Nefsimin... Erittim İyice Aşk Şerbetini, Kapıldım Artık, Kendime Çektim Zevk Şehvetini... Yalnızlığıma Gömüldüm Bu Sıralar Ve İçimde Ki Sevgiyi Terk Ettim… Zemzemle Yıkansam Da, Arşı Ala'ya Yükselsem De Ve Bir Melek Gibi Hissetsem De Çare Bulamıyorum Derdime Ve Sevgisizliğe… Histe Kaldı O Gece İle Azaldı Neşriyatlar... Ben Acizim Farkına Vardım... Çok Kolay Kandırılıyorum Şeytan Tarafından... Evet Aciz’im, Aciz...

    Hissetmemenin Ne Kadar Kötü Bir Şey Olduğunu Bilmeyen İçin Çok Kolay Gelir Kirli, Amaçsız, Duygusuz Ve Aşksız Kalmak… Neyse Kirli Kalsın Bu Durum Daha İyi… Kararsızım Aslında Hissetmek Mi Yok Olmak Mı?.. İki Seçenekte Benim İçin Uçurum, İki Arada Bir Derede Yol Alırken Kararsızlık Tabasına Katıldım Anlamadan… Kararsızlık İnsanı Uçuruma Götürür, Bunu Bile Bile Uçuruma Sürükleniyorum... Ben Senin Katilin Olamam Dedim, Bırak Peşimi Desem De Ayrılmıyor Bu His Peşimden…

    Sınav Sonucunu Bekleyen Öğrenci Gibiyim... Sonuç Ne Olursa Olsun Kalmayacağımı Biliyorum... Her Sonuç Başarılıdır... Çünkü Sonlanmıştır...Başarısını Senin Bakış Açın Belirler... Adam Olmak İçin İlk Adımdır Da Bu Son… Kendin Çerçevelersin Bu Çizgiyi Ve Kendin Belirlersin… Adam Olmak İçin Bir Şey Olmak Gerekir, Bir Şey'ler Öğrenmen Gerekir... Boş Bir Adam Olmak Var, Her Şey'i Bilen Bir Adam Var... Buda Okumak İle Olunur... Her Şey'in Başı Okumak... Oku İle Başlar Dönemeç... İkra Yani...

    Hiçlik İnsanın En Çok Zoruna Giden Şeydir… Umursanmamak, Sevilmemek Ve Ölüme Terk Edilmek Yaşarken… Ezilir, Büzülürsün Çevrendekilerin Seni Anlamasını Beklersin Ama Anlamazlar, Anlayamazlar… Hesap Vermekten, Soru Sorulmasından Bıktım… Yalnız Kalmaktan Boşa Ümitlenmekten Sıkıldım… Mutlu Muyum Diye Sorarsan Yazının Başında Ki Gibi: Hayır Değilim, Berbatım… Sevgi Var Mı Yüreğinde Peki: Var Ama Anlayan Yok, Değer Veren Yok… Hissedemiyorum Da Artık Aşk’ı, Umudu Ve Ruhu… Adamlık: Kâfi Değil, Adam Olamadık Ne Yazık Ki…


    Bu Dünya Ne Garip… Dünyanın Bir Ucunda Biri Ölürken Diğer Ucunda Biri Doğuyor… Ben Burada Ölürken Kim Bilir Nerede Kim Yaşama Adım Atıyor… En İyisi Ben Kendimle Yetineyim… Aşk Bana Uzak, Sevgi Bana Yasak… Sagopa Kajmer’in Dediği Gibi “Kendime Sarılır Donarım” En İyisi Bu…

    Sentenced - Noose (Türkçe Çevirisi!)

    Mutsuzluğundan kaçış yok
    acı ve ıstırap içinde yalnız
    depresif ve içi boş uzanmış
    aklında tek düşünce
    -yarın yok

    ve sonra aklını başına topladın
    ve senin zamanın olduğunu düşündün
    tek bir gözyaşı dökmeden bu dünyayı bıraktın
    korkusuz,ümitsiz
    sonra sadece başını ilmiğe koyup,herşeyi akışına
    bırakmayı düşündün..ve yaptın
    evet,yaptın

    şimdi her gece sık sık uğruyorsun
    ismimi sesleniyorsun,ta ki ben....
    bu hüznü duyarak uyanana kadar
    aklımda tek düşünce
    -takip edeceğim

    bunalıma girmek için içiyorum
    ve sonra ipi alarak kendimi ifade ediyorum
    tek bir gözyaşı dökmeden bu dünyayı bırakacağım
    ümitsiz,korkusuz

    evet,başımı ilmeğe koyup,herşeyi akışına
    bırakacağım..ve yapacağım
    yapacağım

    aynı senin gibi ipi alacağım
    ve nerdeysen orada olacağım

    evet,başımı ilmeğe koyup,herşeyi akışına
    bırakacağım..ve yapacağım
    yapacağım

    Arada Oluyor İşte..

    Canın sıkılmış oturuyorsun. Artık hiçbir şeyin haz vermediği bir durumda, kendinden geçmiş bunca olana bir meyil, bir neden uyduruyorsun… Kader demek geliyor içinden, sonra düşünüyorsun; Tanrı bu kadar acımasız olamaz, diyorsun. Kendine mal ediyorsun ki bu seferde vicdanının rahatlığı seni uyarıyor ; ‘senin ne günahın var ki’,diyorsun. Karşı taraf mı %100 kusurlu olan. Hayır. İlaha ki vardır madalyonunda görünmeyen bir yüzü. Ama karanlık yüzünü göremiyorsun o madalyonun. Soruların yanıtsız, olanlar dönüşsüz, süregelenler çaresiz yaşıyorsun nereye savrulduğunu bilmeden. Sonra kendini gene bir gönül işinde buluyorsun. Yalansız diyorsun, dürüst, aldatmacasız ve mutlu tebessümlerle irdeliyorsun hislerini O’na. Yıkıveriyorsun O‘nu anlamsız hayatına. İşte bu diyorsun, bana gaye olacak insan. Sonrası gene malum hüsran. Kurgusal yalanlarla bezenmiş yakın arkadaşlıklar katili oluyor sevginin. Profesyonellikten eser yok ya yalanlarda… Gene de yiyor yutuyorsun işte birer birer. Gözlere inanıyorsun hep. Yaşlı, rimelleri akmış bir çift göze. Sonra onlarda yalan çıkıyor sözlerin doğrultusunda. Nihayetinde anlıyorsun; Gözlerde sözler kadar yalancıymış bu hayatta. Hayat ve yalanlar derken fark ediyorsun hayatın anlamını. Meğer verdiğin şey kendinmişsin aşklarının karşılığında. Kaybettiğin şey kendinden bir parçaymış ve bir yerden sonra verecek bir şeyin olmadığında terk ediyormuş ya o aşklar seni. Tamahkârlığın ötesindeymiş insanoğlu istek konusunda. Hiç doymayan bir varlıkmış, anasından sütünü çiğ emen bu aşağılık yaradılış. Yunus Emre’yi yalanlıyorsun. Yaradan seviliyormuş da yaratılan o kadar güzel değil. Hani güzel sevilirmiş ya o bakımdan. Seviyorsun da ne oluyor. Karamsarlığın siyahlığında kaç gündüze ulaşabildin? Sayamayacak kadar çok mu? Yoksa saymaya gerek duyulmayacak kadar az mı? Neticede yaşıyorsun ecelin dayanana kadar kapına. Başka çaren yok, katlanıyorsun olanlara. Sırada kendine pay çıkarma kısmı var, öldürmezse güçlendirir diyorsun kendi kendine. En kötüye hazırlıyorsun kendini hep iyiyi düşünerek. Kendine metanet bahşediyorsun bu sayede. Sonra fark ediyorsun küçük şeylerin kıymetini ve mutluluğu. Yetinmeyi öğreniyorsun ağırdan, ağrılarla, bilakis yanında korkularda. Patlama yapamıyorsun duyguda. Yine, yeniden sevmek ağır geliyor, bu sefer ölümüm diyorsun da en güzel yanı oda öldürmüyor… Süründürüyor. Birçok vücuda dokunuyor, birçoğunu tadıyorsun, anlık zevklerde. Unutturuyorlar sana ebedi yalnızlığını. Özlemek koyuyorsun adını ya hoş sevgiden değil, alışagelmişlikten. Hiç bitmesin dediğin anların sonunda bir sonrakinin heyecanı doluyor hemen. Muhabbeti başlıyor bir anda. Sınırları zorluyorsun, şevkten ibaret hücrelerin sarhoşluğunu neye değişebiliriz ki. Elbette kardeş diyebildiğin birkaç yakın insana, değer veren, elinden tutan yegâne dostlara. Sonra onları da sen harcıyorsun amaçsızca. Pişmanların biçare olduğu bir zihinde lanet ediyorsun kendine. Nedir bu musibet anlam veremiyorsun. Ne geçmişe dönebiliyorsun hatalar için, ne durup telafisini yapabiliyorsun, nede sil baştan. Nafileliklerin arasında boğuluyorsun uykusuz gecelerde. Ve sonunda şişkin, yaşlı gözlerle bir bilgisayar başında sabahlıyorsun. Kafanı yağma edenleri yazıyor, çiziyorsun. Hani düşünerek bulamadıklarını belki yazarak daha iyi kavrarsın umudu ile deniyorsun da oda olmuyor… Hala Koskocaman Bir Sıfır Var… Koskoca Bir Beyhudelik… Ne hoş bir olgudur…

    Yorum Sizden

    "Anlık zevkler yerine sonsuz huzur arayışı içinde olan, bir anlık zevk uğruna club-bar
     maymunu olmayan, olandan nefret eden, lanetleyen, seçilmeyi gururuna yedirebilecek kadar
     gurursuz olmayan, çünkü gururunu her şeyin üstünde tutan, aksi hareketlerde bulunanlara
    İacıyarak gülümseyen, hoşlandığı kızdan hayır cevabını almaktan korktuğundandır ki sükut
    eden, bu yüzden de abazan damgası yiyen bir yiğittir. Ama kimse bilmez ve anlamaz ki o aslında
     yalnızlığın gururlu prensidir, ve prensiplerinden ödün vermektense yalnızlığını boynu dik şekilde
    yaşar. Sahtelikten, bayağılıktan kusarcasına nefret eder, club' da elinde viski kadehi sağa sola kesik
    atmaktan, oltaya balık takılmasını beklemektense plakta müzeyyen abla eşliğinde kankalarıyla rakı şişesinde
    balık olmayı tercih eder. Palyaçoluğun bedende ruh bulmasıdır. Yüzünde gülücükler saçan ama içinde yangınlar
     çıkan... Gözyaşına mendil olacak birini arayan ama her geçen gün umudunu kaybeden... Umudun tükenmesine
    rağmen yine de benliğinden ödün vermeyen, yapaylaşmayan, basitleşmeyen, küçülmeyen...Aksine böyle geçen
    her gün sonunda daha da büyüyen, güçlenen..."

    Bulamıyorum...

    yaralarım...
    yaralarını saklayabileceğin kadar uzakta mı ellerim
    yoksa gözlerin mi içimdeki şarkıyı susturan...
    içindeki cam kırıkları batıyor sana sarılınca...
    şehir ölüyor ardımda bırakırken sesini
    ve bir hiçin ortasındayken
    beni çağıran ellerin oluyor yine...
    varlıkla yokluk arasında kaybolan bir ben
    kaderden tesadüfe savrulan hayatlarda
    hala arıyorum kendimi...
    bulamıyorum...

    AnathemA - One Last Goodbye

    How I needed you 
    Sana nasıl ihtiyacım vardı

    How I bleed now you`re gone
    Nasıl kanıyorum şimdi sen yokken

    In my dreams I can see you
    Rüyalarımda seni görebiliyorum

    But I awake so alone
    Fakat o kadar yalnız uyanıyorum ki


    I know you didn`t want to leave
    Biliyorum sen gitmek istememiştin

    Your heart yearned to stay
    Kalbin kalmayı istemişti

    But the strength I always loved in you
    Fakat sende her zaman sevdiğim o güç

    Finally gave way
    Sonunda pes etti

    Somehow I knew you would leave me this way
    Her nasılsa biliyordum beni bu şekilde terkedeceğini

    Somehow I knew you could never stay
    Hernasılsa biliyordum asla benimle kalamayacağını

    And in the early morning light
    Ve sabahın ilk ışıklarında

    After a silent peaceful night
    Huzurlu, sessiz bir geceden sonra

    You took my heart away
    Kalbimide aldın götürdün uzaklara


    In my dreams I can see you
    Hayallerimde seni görebiliyorum

    I can tell you how I feel
    Sana hissettiklerimi söyleyebiliyorum

    In my dreams I can hold you
    Rüyalarımda sana sarılabiliyorum

    It feels so real
    Bu tıpkı gerçek gibi geliyor

    And I still feel the pain
    Ve hala o acıyı hissediyorum

    I still feel your love
    Hala sevgini hissediyorum

    I still feel the pain
    Hala o acıyı hissedebiliyorum

    I still feel your love
    Hala sevgini hissedebiliyorum


    Somehow I knew you would leave me this way
    Her nasılsa biliyordum beni bu şekilde terkedeceğini

    Somehow I knew you could never stay
    Hernasılsa biliyordum asla benimle kalamayacağını

    And in the early morning light
    Ve sabahın ilk ışıklarında

    After a silent peaceful night
    Huzurlu, sessiz bir geceden sonra

    You took my heart away
    Kalbimi aldın götürdün uzaklara

    I wish you could have stayed
    Ben kalabilmiş olmanı dilerdim

    Gitmem Gerek

    Ve hepsi hepsi bir kelime idi,
    sızıma ad olan....
    şimdi şehir akşama kavuşurken, o sessizliği özlüyorum seninle gelen.
    kırılan bir cam kadar saydam ve parça parçayım.

    otobüsler sensizliğe gidiyor tanımadıklarımla tıka basa.
    karanfil sokaktır benimle ezilen.
    son cigara kafiye gibi dudaklarımda.
    çocuklar koşuyor önümde
    kirli ellerinde keyif taşıyarak.
    son sayfamı okuyorum hep nerde kaldığımı düşünerek.
    bitmeyen bir ızdırabı şaraba katıyorum
    rengi gözlerin...

    gitmem gerek;
    acıma daha güneş doğacak,
    hoşçakal ey alacakaranlık
    ekmek kadar sıcak gel sabaha,
    sen....
     

    Kan Banyosu

    sıcak bir çayın kavurduğu dudaklar gibi
    koptu dudaklarım yanaklarından,
    dibinde kül unutulmuş bira bardağını yudumlar gibi
    ciğerlerime yapıştı nefesinin nikotini,
    varlığın ürküttü yalnızlığımı
    yokluğun senden ibaret yalnızlıklarla doldu.
    hem oldu hem olmadı
    hep bir kütle vardı gursakta takılan,
    yutkundukça tahriş edip boğazı kelimeleri boğan
    ne oldu ne olmadı, bilemeyiz.
    madem parlak yaraya parmak basmak gibi sevgilerimiz
    kan banyosunda kesik bilek sızısıdır belki istediğimiz...

    SuS

    Sus
    sözler eskisi gibi kafi değil
    dokunma
    ellerin eskisi kadar taze değil
    bakma
    gözlerin eskisi gibi çocuk değil
    git
    varlığın eskisi kadar elzem değil
    bu bir ayrılık en gecinden
    bir kopuş etten bir dirhem
    yokoluş,
    sil baştan,
    iki ayrılık arasında geçen zamandır aşk
    başka ayrılıklara doğru yolun açık olsun
    unut
    anılar eskisi gibi güzel değil
    herşey eskidi
    hiçbirşey eskisi gibi değil...

     

    Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Şey..

    Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
    Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
    Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

    İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
    Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
    Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
    Kopmaz kökler salmaktır oraya

    Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
    Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
    Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
    Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

    İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
    Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

    İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
    Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

    Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
    Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
    Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
    Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

    Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
    Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
    Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
    Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

    Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
    Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
    Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
    Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

    NoxPanis => SerenityPaintedDeath'den [Ç]Alıntıdır :P 

    Yalnız(ım)

    Her sabah evden cıkarken kapıyı sen cekiyorsan, otobüse binince tek kişilik koltukları tercih ediyorsan, okuduğun yıllarda en arka sıraları oturuyorsan büyük olasılık ya yalnızsın ya da yalnız kalmak istiyorsun. Oysa yalnızlık bir yılan gibidir. Sessizce, farkettirmeden girer hayatına ve öylesine sararki seni kendine geldiğinde ya ip boynunda ya silah başında yada kendine gelemeden mefta...

    Sabahları kahvaltıyı kendin hazırlıyor ve kendin yapıyorsan, kafelerde tek kişilk sipariş veriyorsan coğu zaman, gözlerin hep bir bir özenti ile bakıyorsa başka çiftelere sen ya yalnızsın ya da yalnız kalmak istiyorsun.. Akşam yemeklerinde sofrada tek tabak, tek catal bıcak oluyorsa, televizyonunda karşısında tek kişilik koltukta oturuyorsan, rahat rahat tüm lig maçlarını izleyebiliyorsan yalnızsın demektir. Geceleri yatakta tek tarafa dönüp üşüyerek uyuyorsan, sabah alarm calmaya başladığında sen kapatana kadar susmuyorsa, kalktığında içinde bir istemsizlik oluyorsa sen yalnızsın demektir.

    İçin sıkıldığında, derdin olduğunda, ağlamak istediğinde sessiz kalıyorsan ve herşey içinde yaşayıp bitiriyorsan (bitirebiliyorsan) sen yalnızsın demektir. Cok mutlu olduğunda, sevinçten göklere ucman gerektiğinde, mutluluk cığlıkları atman gerektiğinde ufak bir tebessümle geçiştiriyorsan anı yalnızsın demektir.Birgünün bir güne uymuyorsa plansız yaşıyorsan kimseye zaman ayırmıyorsun ya da senin için zaman ayırman gereken özel birileri yok demektir. Yalnızsın demektir.

    Sabahın köründe bilgisayar başında yalnızlık hakkında yazı yazıyorsan onca kalabalığın içinde yalnızsın demektir...