YuNuS's profileWelcome To My Little & F...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Welcome To My Little & Faked World |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
|
Birgün sende anlarsın...Zorlanmadan girdiğin bi kalbe acı çektirerek çıktığın zaman, Alınan Nefese son verir gibi umursamadığın an, Ve gün gelir sevdiğin zaman, sende anlarsın..! Karı Kısmı ! Hepiniz Aynı Değil Misiniz? Kadın Kısmı,Şeytana Pabucunu Ters Giydirenler...Kaç Tane Saf Ve Temiziniz Var Aranızda? Kaçınız Namusunuzla Yaşıyor,Vicdanınızı Dinliyorsunuz,Ucuzluğunuzun Önde Geldiği Şu Günlerde...
Her Şeyin Değeri Sadece Sizin Olana Kadar Dimi ! ..Bir Şeyi İstersiniz Ve Onu Elinize Almak İçin Her Türlü Pisliği Yaparsınız.Yalan Söylersiniz,İki Yüzlü Davranırsınız,Sadece İyi Yönlerinizi Gösterir,Asla Gerçekci Olmassınız..Sonra İstediğinizi Alınca Yavaş Yavaş Terkedersiniz...Kıymet Bilmessiniz,Onur Nedir Ki Sizin İçin,Gurur,Sadakat,Sevgi,Saygı Nedir ki ? Bilemessiniz..Çünkü Varoluşunuzda Var Adilik,Aşağılıklık,Riyakârlık...
Sevgiyi Satmak,Sevgiliyi Satmak Ucuzdur Sizin İçin...Çünkü Ruhunuz ''O Basite Aldığınız Sevgiden'' Çok Çok Çok Daha UCUZ ! Tıpkı ''Necasetten'' Bedeniniz Gibi...
Kendime Sarılır DonarıM !Mutlu Muyum Ki, Onu Düşünüyorum Bu Gece Karanlığında… Diyorum Tamamen Mutluluk Hangi İnsana Nasip Olmuş, Öyleyim Diyende Yalan Söyler Dışa Karşı Palyaçoculuk Oynarlar… Kimsesiz, Çaresiz Ve Mutsuz… Hayat Yalnız Yaşanmaz, Yaslanacak Bir Ömür Tutacak Bir Dal Arar İnsan… Tuttuğunda Bırakmaz… Aslında İnsan Kendi Mutsuzluğunu Kendi Oluşturur… Elindeki İle Yetinmeyen Kişi Elindekinin Değerini Bilmeyen Kişi, Şükretmeyi Bilmeyen Kişi Acınacak Hale Gelir Sonunda, Mutsuzluk Bile Zümrüt-ü Anka Değerinde Kalır Aranır Olur… İnsan Ne Yaparsa Kendi Eliyle, Diliyle, Beyniyle Yapar... Kader Vardır... Ama Onu Sende Yönlendirirsin... Bir Şey Olunca Alın Yazısı Diyemezsin... O Yazıyı Sen Şekillendirirsin... Bazen Perilere İnanırım, Gökyüzüne Bakarım Çıkmaları Ümidiyle Ve Derim İçimden Haykırarak “Bu Taraflara Da Gelseniz De Biraz Mutluluk Dağıtsanız” Bizlere, Onlara, Şunlara Ve Bana… Rüyaya Dalmakta Olduğumu Gerçekliğimle Yüzleşince Anlarım Ve İrkilirim… Gerçeklerim... Hislerim, Düşüncelerim İçimde Ki Pesimist Canavar... Mutsuzluğumun İçinde Mutlu Ediyorlar Beni... Evet, Çok Tezat Farkındayım Ama Mutsuzluk, Karamsarlık Bana Mutluluk Veriyor… Tuhafım Demiş Miydim Ben!!! Sentenced - Noose (Türkçe Çevirisi!)Mutsuzluğundan kaçış yok
acı ve ıstırap içinde yalnız depresif ve içi boş uzanmış aklında tek düşünce -yarın yok ve sonra aklını başına topladın ve senin zamanın olduğunu düşündün tek bir gözyaşı dökmeden bu dünyayı bıraktın korkusuz,ümitsiz sonra sadece başını ilmiğe koyup,herşeyi akışına bırakmayı düşündün..ve yaptın evet,yaptın şimdi her gece sık sık uğruyorsun ismimi sesleniyorsun,ta ki ben.... bu hüznü duyarak uyanana kadar aklımda tek düşünce -takip edeceğim bunalıma girmek için içiyorum ve sonra ipi alarak kendimi ifade ediyorum tek bir gözyaşı dökmeden bu dünyayı bırakacağım ümitsiz,korkusuz evet,başımı ilmeğe koyup,herşeyi akışına bırakacağım..ve yapacağım yapacağım aynı senin gibi ipi alacağım ve nerdeysen orada olacağım evet,başımı ilmeğe koyup,herşeyi akışına bırakacağım..ve yapacağım yapacağım Arada Oluyor İşte..Canın sıkılmış oturuyorsun. Artık hiçbir şeyin haz vermediği bir durumda, kendinden geçmiş bunca olana bir meyil, bir neden uyduruyorsun… Kader demek geliyor içinden, sonra düşünüyorsun; Tanrı bu kadar acımasız olamaz, diyorsun. Kendine mal ediyorsun ki bu seferde vicdanının rahatlığı seni uyarıyor ; ‘senin ne günahın var ki’,diyorsun. Karşı taraf mı %100 kusurlu olan. Hayır. İlaha ki vardır madalyonunda görünmeyen bir yüzü. Ama karanlık yüzünü göremiyorsun o madalyonun. Soruların yanıtsız, olanlar dönüşsüz, süregelenler çaresiz yaşıyorsun nereye savrulduğunu bilmeden. Sonra kendini gene bir gönül işinde buluyorsun. Yalansız diyorsun, dürüst, aldatmacasız ve mutlu tebessümlerle irdeliyorsun hislerini O’na. Yıkıveriyorsun O‘nu anlamsız hayatına. İşte bu diyorsun, bana gaye olacak insan. Sonrası gene malum hüsran. Kurgusal yalanlarla bezenmiş yakın arkadaşlıklar katili oluyor sevginin. Profesyonellikten eser yok ya yalanlarda… Gene de yiyor yutuyorsun işte birer birer. Gözlere inanıyorsun hep. Yaşlı, rimelleri akmış bir çift göze. Sonra onlarda yalan çıkıyor sözlerin doğrultusunda. Nihayetinde anlıyorsun; Gözlerde sözler kadar yalancıymış bu hayatta. Hayat ve yalanlar derken fark ediyorsun hayatın anlamını. Meğer verdiğin şey kendinmişsin aşklarının karşılığında. Kaybettiğin şey kendinden bir parçaymış ve bir yerden sonra verecek bir şeyin olmadığında terk ediyormuş ya o aşklar seni. Tamahkârlığın ötesindeymiş insanoğlu istek konusunda. Hiç doymayan bir varlıkmış, anasından sütünü çiğ emen bu aşağılık yaradılış. Yunus Emre’yi yalanlıyorsun. Yaradan seviliyormuş da yaratılan o kadar güzel değil. Hani güzel sevilirmiş ya o bakımdan. Seviyorsun da ne oluyor. Karamsarlığın siyahlığında kaç gündüze ulaşabildin? Sayamayacak kadar çok mu? Yoksa saymaya gerek duyulmayacak kadar az mı? Neticede yaşıyorsun ecelin dayanana kadar kapına. Başka çaren yok, katlanıyorsun olanlara. Sırada kendine pay çıkarma kısmı var, öldürmezse güçlendirir diyorsun kendi kendine. En kötüye hazırlıyorsun kendini hep iyiyi düşünerek. Kendine metanet bahşediyorsun bu sayede. Sonra fark ediyorsun küçük şeylerin kıymetini ve mutluluğu. Yetinmeyi öğreniyorsun ağırdan, ağrılarla, bilakis yanında korkularda. Patlama yapamıyorsun duyguda. Yine, yeniden sevmek ağır geliyor, bu sefer ölümüm diyorsun da en güzel yanı oda öldürmüyor… Süründürüyor. Birçok vücuda dokunuyor, birçoğunu tadıyorsun, anlık zevklerde. Unutturuyorlar sana ebedi yalnızlığını. Özlemek koyuyorsun adını ya hoş sevgiden değil, alışagelmişlikten. Hiç bitmesin dediğin anların sonunda bir sonrakinin heyecanı doluyor hemen. Muhabbeti başlıyor bir anda. Sınırları zorluyorsun, şevkten ibaret hücrelerin sarhoşluğunu neye değişebiliriz ki. Elbette kardeş diyebildiğin birkaç yakın insana, değer veren, elinden tutan yegâne dostlara. Sonra onları da sen harcıyorsun amaçsızca. Pişmanların biçare olduğu bir zihinde lanet ediyorsun kendine. Nedir bu musibet anlam veremiyorsun. Ne geçmişe dönebiliyorsun hatalar için, ne durup telafisini yapabiliyorsun, nede sil baştan. Nafileliklerin arasında boğuluyorsun uykusuz gecelerde. Ve sonunda şişkin, yaşlı gözlerle bir bilgisayar başında sabahlıyorsun. Kafanı yağma edenleri yazıyor, çiziyorsun. Hani düşünerek bulamadıklarını belki yazarak daha iyi kavrarsın umudu ile deniyorsun da oda olmuyor… Hala Koskocaman Bir Sıfır Var… Koskoca Bir Beyhudelik… Ne hoş bir olgudur… Yorum Sizden"Anlık zevkler yerine sonsuz huzur arayışı içinde olan, bir anlık zevk uğruna club-bar maymunu olmayan, olandan nefret eden, lanetleyen, seçilmeyi gururuna yedirebilecek kadar gurursuz olmayan, çünkü gururunu her şeyin üstünde tutan, aksi hareketlerde bulunanlara İacıyarak gülümseyen, hoşlandığı kızdan hayır cevabını almaktan korktuğundandır ki sükut eden, bu yüzden de abazan damgası yiyen bir yiğittir. Ama kimse bilmez ve anlamaz ki o aslında yalnızlığın gururlu prensidir, ve prensiplerinden ödün vermektense yalnızlığını boynu dik şekilde yaşar. Sahtelikten, bayağılıktan kusarcasına nefret eder, club' da elinde viski kadehi sağa sola kesik atmaktan, oltaya balık takılmasını beklemektense plakta müzeyyen abla eşliğinde kankalarıyla rakı şişesinde balık olmayı tercih eder. Palyaçoluğun bedende ruh bulmasıdır. Yüzünde gülücükler saçan ama içinde yangınlar çıkan... Gözyaşına mendil olacak birini arayan ama her geçen gün umudunu kaybeden... Umudun tükenmesine rağmen yine de benliğinden ödün vermeyen, yapaylaşmayan, basitleşmeyen, küçülmeyen...Aksine böyle geçen her gün sonunda daha da büyüyen, güçlenen..." Bulamıyorum...yaralarım...
yaralarını saklayabileceğin kadar uzakta mı ellerim yoksa gözlerin mi içimdeki şarkıyı susturan... içindeki cam kırıkları batıyor sana sarılınca... şehir ölüyor ardımda bırakırken sesini ve bir hiçin ortasındayken beni çağıran ellerin oluyor yine... varlıkla yokluk arasında kaybolan bir ben kaderden tesadüfe savrulan hayatlarda hala arıyorum kendimi... bulamıyorum... AnathemA - One Last GoodbyeHow I needed you
Sana nasıl ihtiyacım vardı How I bleed now you`re gone Nasıl kanıyorum şimdi sen yokken In my dreams I can see you Rüyalarımda seni görebiliyorum But I awake so alone Fakat o kadar yalnız uyanıyorum ki I know you didn`t want to leave Biliyorum sen gitmek istememiştin Your heart yearned to stay Kalbin kalmayı istemişti But the strength I always loved in you Fakat sende her zaman sevdiğim o güç Finally gave way Sonunda pes etti Somehow I knew you would leave me this way Her nasılsa biliyordum beni bu şekilde terkedeceğini Somehow I knew you could never stay Hernasılsa biliyordum asla benimle kalamayacağını And in the early morning light Ve sabahın ilk ışıklarında After a silent peaceful night Huzurlu, sessiz bir geceden sonra You took my heart away Kalbimide aldın götürdün uzaklara In my dreams I can see you Hayallerimde seni görebiliyorum I can tell you how I feel Sana hissettiklerimi söyleyebiliyorum In my dreams I can hold you Rüyalarımda sana sarılabiliyorum It feels so real Bu tıpkı gerçek gibi geliyor And I still feel the pain Ve hala o acıyı hissediyorum I still feel your love Hala sevgini hissediyorum I still feel the pain Hala o acıyı hissedebiliyorum I still feel your love Hala sevgini hissedebiliyorum Somehow I knew you would leave me this way Her nasılsa biliyordum beni bu şekilde terkedeceğini Somehow I knew you could never stay Hernasılsa biliyordum asla benimle kalamayacağını And in the early morning light Ve sabahın ilk ışıklarında After a silent peaceful night Huzurlu, sessiz bir geceden sonra You took my heart away Kalbimi aldın götürdün uzaklara I wish you could have stayed Ben kalabilmiş olmanı dilerdim Gitmem GerekVe hepsi hepsi bir kelime idi, Kan Banyosusıcak bir çayın kavurduğu dudaklar gibi koptu dudaklarım yanaklarından, dibinde kül unutulmuş bira bardağını yudumlar gibi ciğerlerime yapıştı nefesinin nikotini, varlığın ürküttü yalnızlığımı yokluğun senden ibaret yalnızlıklarla doldu. hem oldu hem olmadı hep bir kütle vardı gursakta takılan, yutkundukça tahriş edip boğazı kelimeleri boğan ne oldu ne olmadı, bilemeyiz. madem parlak yaraya parmak basmak gibi sevgilerimiz kan banyosunda kesik bilek sızısıdır belki istediğimiz... |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|